Şamil | Kategoriler | Konular

Bel'am ıbn baura

BEL'AM İBN BÂÛRA

Hz. Musa (a.s.) zamanında yaşamış
ve sonradan irtidat etmiş olan ilim adamı.

A'raf suresinin 175-176'ncı ayetleri münasebetiyle
ismi çeşitli tefsir ve tarih kitaplarına girmiş olan
Bel'am İbn Bâura (veya Bel'am İbn Eber)' nın, İsrâiloğulları'ndan,
devler ülkesinden, Yemen diyarından veya Ken'an ilinden
Allah'ın dinini öğrenmiş, ilim ve irfan sahibi, duası
müstecap, yanında Allah'ın ismi a'zamı bulunan ve fakat
sonradan itaatsızlığa düşmüş bir kimse
olduğu şeklinde rivayetler vardır. Her ne kadar Lût (a.s.)'ın
kızlarından biri ile evlenmiş olduğu söylenirse de,
bunun Yahudiler tarafından müslümanlar aleyhine uydurulmuş bir
iftira olduğu bilinmektedir. (Taberî, Tefsiru't-Taberî, Mısır,
1373/1954, IX, 119-120; Fahruddin er-Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb, Mısır,
1308, XV, 54; D. B. Macdonald, İA, "Bel'âm İbn Bâura"
Mad.)

Bel'am'a konu teşkil eden ayet meâlleri şöyledir:
" Habibim! Onlara, şeytanın peşine
taktığı ve kendisine verdiğimiz âyetlerden sıyrılarak
azgınlardan olan kişinin olayını anlat. Dileseydik,
onu âyetlerimizle üstün kılardık; fakat o, dünyaya meyletti
ve hevesine uydu. Durumu, üstüne varsan da, kendi haline bıraksan
da, dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir.
İşte ayetlerimizi yalan sayan kimselerin hâli böyledir. Sen
onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler.
" (A'raf, 7/175-176).

Bel'am'la ilgili olarak İslâmî kaynaklarda
şunlar anlatılmaktadır: "Rivayete göre Mûsa (a.s.),
Ken'âniler' in Şam'daki topraklarına girmişti. Bu
sırada Bel'am, el-Belkâ köylerinden Bal'â'da bulunuyordu.
Ken'âniler'den bazıları Bel'am'ın yanına gelerek:
"Ey Bel'am, Mûsa İbn İmrân İsrâiloğulları'nın
başında olduğu halde bizi yurdumuzdan sürmek ve öldürmek
üzere geldi. Bizim ülkemize İsrâiloğulları'nı
yerleştirecek. Senin kavmin olan bizlerin ise yerleşecek bir
yerimiz yok. Sen duâsı kabul edilen bir kimsesin. Onları
defetmesi için Allah'a duâ et", dediler. Bel'am: "-Yazıklar
olsun size! O Allah elçisidir; melekler ve mü'minler de onunla
beraberdir; onlar aleyhine nasıl duâ edebilirim! Bildiğimi bana
Allah öğretti" diye red cevabı verdi. Kavmi duâ etmesi
hususunda ısrar ettiler. Bel'am da eşeğine binerek,
İsrâiloğulları'nın çıkmakta olduğu
dağa doğru ilerledi. Bu dağ, Husban dağıdır.
Biraz gittikten sonra eşeği yere çöktü. Eşeğine
binerek biraz ilerledikten sonra hayvan yine çöktü. Bel'am biraz
evvelki gibi hareket ettikten sonra tekrar hayvanına bindi. Biraz yol
alınca eşek yine çöktü. O, yine eşeği yerinden
kalkıncaya kadar dövdü. Nihayet eşek, Bel'am aleyhinde bir
delil teşkil etsin diye, Allah'ın izni ile konuşarak şöyle
dedi: "Ey Bel'am, nereye gidiyorsun? Meleklerin önümde durarak beni
yolumdan çevirdiklerini görmüyor musun? Allah elçisi ile mü'minler
senin kavmin aleyhinde duâ etmektedirler." Fakat Bel'am, buna aldırış
etmeden eşeğini döverek yoluna devam etti. Nihayet eşek
onu Husban dağına çıkardı, Mûsâ (a.s.)'ın
ordusunun ve İsrâiloğulları'nın
karşısına götürdü. Bel'am onlara bedduâ etmeye başladı;
fakat İsrâiloğulları'na beddûa ederken Allah onun dilini
kendi kavmi aleyhine çevirdi. Yanında bulunan halk, onun kendi
aleyhlerine bedduâ etmekte olduğunu görünce: "Ey Bel'am! Ne
yaptığını biliyor musun? Sen İsrâiloğulları'na
hayır duâda, bize bedduâda bulunuyorsun" dediler. O: "Ben
bunu kendi ihtiyarımla yapmıyorum, Allah dilime hâkim oldu"
dedi. Bunun üzerine dili ağzından çıkarak göğsü
üzerine sarktı. Sonra kavmine: Dünya ve âhiret benim elimden gitti,
artık hileye başvurmaktan başka çare yoktur..." dedi.
(Taberi, a.g.e., IX, 124-126; Râzî, a.g.e., XV, 54; İbnü'l-Esir,
el-Kâmil fi't-Târih, Beyrut 1385/1965, I, 200 vd; İbni Kesir, e!Bidâye
ve'n-Nihâye, Riyad 1966, I, 322 vd.)

Her ne kadar müfessirler âyetlerin nüzûl sebebi
olarak daha çok Bel'am'ın ismi üzerinde durmuşlarsa da, sözkonusu
âyetlerle anlatılmak istenenin Bel'am olduğu yolundaki
rivayetleri ve onunla ilgili olarak anlatılan kıssaları
doğrulayacak -güvenilir- hiç bir eser yoktur. Aynı
şekilde yalnız Bel'am'ın, âyetlerin nüzulüne sebep teşkil
etmiş olması da doğru değildir. (Kâsımî,
Mehâsinü't-Te'vil, VII, 2906).

te yandan, âyetlerde bahsi geçen kişinin,
Bel'am'ın dışında, Ümeyye İbn Ebi's-Salt, er-Râhib
Ebu Amr, İsrâiloğulları'ndan duâsı makbul bir
kişi, münafık olan her kişi veya yahudi, hristiyan ve
haniflerden olup da Hakk'tan ayrılan herkes olduğu şeklinde
de rivayetler vardır. (Taberi, a.g.e, IX,119 vd; Râzî, a.g.e, XV,
54; Zemahşeri, el-Keşşaf, Beyrut 1366/1947, II, 78; Mes'üdî,
Mürûcü z-Zeheb, Mısır 1384/1964, I, 52; İbni Kesir,
a.g.e., I, 322).

Öyle anlaşılıyor ki âyetler, Bel'am ve
hareketleri itibariyle onun gibi olan herkese şâmildir. Çünkü
Allah'ın âyetlerini yalnız bir veya birkaç kişiye
hasretmek doğru olmaz; onlar geniş kapsamlıdırlar.
Burada asıl üzerinde durulması gereken konu; Bel'am'la ilgili
olarak söylenen ve İslâmî kaynaklara girmiş olan bilgilerin büyük
çoğunluğunun İsrâiliyyâta dayanmış
olmasıdır. (D.B. Macdonald, İA, II, 464-465; Abdullah
Aydemir, Tefsirde İsrâiliyyat, Ankara 1979, s. 242). Çünkü
İslâmî kaynaklarda zikredilen bilgiler -bazı isim ve ifade
değişiklikleri hariç- Kitab-ı Mukaddes'te geçen
bilgilerin tamamen aynısıdır. (Kitabı Mukaddes,
İstanbul 1981, Sayılar XXII, 2-41; XXIII 1-30; XXIV, 25; XXII,
16; Yeşu XXIV, 9)

Ancak Bel'am, dünyevî çıkar ve hesaplar için
Allah'ın dinini tahrif eden bir ilim ve din adamını küfür
sistemlerine ve kâfir yöneticilere yaranmak maksadıyla
Allah'ın hükümlerini çiğneyen ve asıl gayesinden
saptıran kimseleri temsil etmektedir.

nsanları "Allah (c.c.) adını
kullanarak"' aldatan, hevâ ve heveslerini tatmin için "Tevhid
akîdesini" tahrip eden "Bel'am'ın" etkisi korkunçtur.
İslâm topraklarında; kâfirlerin istilâsını
hazırlayan güç, "Bel'am"dır.

Allah (c.c.)'ın indirdiği hükümlere karşı
ayaklanan ve İslâm'a küfreden yönetimlerle yani Tağûtî
güçlerle din adına uzlaşan ve müslümanları da

"Allah (c.c.) adını kullanarak"
aldatan, Kur'ân'daki ifâdeyle "köpek sıfatlı"
kimselerin ortak ismi Bel'am' dır. Bu köpek sıfattı
kimseler de; Allah (c.c.)'ın indirdiği hükümlerin bir kısmını
kabul, bir kısmını "zamanın değişmesi"
gerekçesiyle sükûtla geçiştirirler. Günümüzde, başta resmî
ideolojiyi kabul eden ve İslâm'ı o ideolojiye hizmetçi kılmaya
çalışan müesseseler olmak üzere, çok sayıda Bel'am
benzeri vardır. Bunlar "çok dindar" görünmekle birlikte,
Tağut'a itikad ve iman etme noktasında titizdirler. "Ulü'l-Emr"i
İslâm'a karşı ayaklanan güçlere izâfe ederek,
mü'minleri yanıltırlar. İşte bunlar çağdaş
Bel'am'lardır.

Ahmed GÜÇ


Konular