Şamil | Kategoriler | Konular

Tılsım

TILSIM

Esrarlı bir kuvvet
taşıdığına, tabiatüstü gücü bulunduğuna,
birtakım sırlar sakladığına inanılan
şey. Tılsım karşılığında dilimizde
sihir, büyü, efsun kelimeleri kullanılmaktadır.

Anadolu kadınlarının başlarına
taktıkları metal süs eşyasına da tılsım
denir. Baş süslemelerinde kullanılan tılsımın,
kişiyi, nazar, iftira ve kötü ruhlardan koruduğuna
inanılır (İbn Haldun, Mukaddime, çev. Z.K. Ugan Ankara,
1957, 111, 2 vd.). Tılsım gümüş, altın vb.
değerli metallerden yapıldığı gibi, bunların
taklidlerinden, mücevherlerden, deniz kabuklarından da olabilir.
Tılsımın Manî inancıyla da ilişkisi
bulunmaktadır. Anadolu folklorunda tılsım genellikle büyünün
etkisini sağlayan araçları ifade eder. Define vb. gizli
şeyleri bulmak, kapalı yerleri açmak için ehlinin bildiği
sözlere veya vasıtalara da tılsım denir (Meydan Larousse,
XIX, 11508). Bulaşıcı hastalıkların tesirini
önlemek ve insanlarla hayvanların kötülüklerinden korkmamak için
de tılsım yapılır (M.Z. Pakalın, Osmanlı
Tarih Deyimleri Sözlüğü, 111, 494).

Tılsım, insanları koruduğuna veya
uğur getirdiğine inanılan tabiat veya insan eseri olan
nesnelerin tamamını içine alır. Tılsımları
insanlar bizzat kendileri üzerlerinde taşıyabilecekleri gibi,
tesirli olması istenen arazi, dam çatısı, vb. yerlerde de
saklayabilirler. İnsan yapısı tılsımlar, daha
çok hayvan veya eşyaların küçük modelleriyle, üzerinde
dinî yazılar bulunan madalyonlar ve yazılı kâğıtlardan
oluşur. Bazı metal ve muskaların tılsım için
kullanıldığı da oldukça yaygın uygulamadır.

İnanışa göre tılsımların
etkili olabilmesi, tabiattaki bazı güçlerle ilişki
kurulmasına ve uğurlu bir zamanda dinî törenle yapılmasına
bağlıdır. Tılsımdan medet ummanın mazisi
oldukça eskilere gitmektedir. Papirüslerin incelenmesi Eski Mısır'da
75 kadar tılsımın mevcut olduğunu ortaya çıkarmıştır.
Eski Mısır'da "Doğan Güneş"
tılsımının, ölümden sonra yeniden dirilmeyi sağladığına
inanılmıştır. Yine eski Mısır'da ölüyle
birlikte gömülen "Menat" tılsımının,
ölüyü tanrısal koruma altına aldığına kesin gözüyle
bakılmıştır.

Hristiyanlık dünyasında da
tılsımın çeşitli şekilleriyle
kullanıldığı bilinmektedir. Bu kullanım, din
adamlarının asırlar süren mücadelelerine rağmen hâlâ
tam olarak önlenebilmiş değildir. Hristiyan halkın
birtakım bâtıl inançlarından da kaynaklanan
tılsım inancı, sihir, büyük ve efsunla beslenmektedir.

Yahudilikte uygulanan tılsım çeşitleri
Hristiyanlık'tan çok daha yaygındır. Bunun sebebi, geç
dönem Kabalacılarının tılsıma büyük ilgi
göstermeleridir. Bundan dolayı tılsım hazırlamak
hahamların görevleri arasında yer almıştır.
Nitekim, lohusaya zarar verdiğine inanılan Lilit'ten korumak için
doğum odasına tılsımlı eşyalar
asılması, yahudi toplumlarında hâlâ yaygın bir
gelenek olarak varlığını sürdürmektedir (Ana
Britannica, XX, 619).

Bazı değişik şekiller göstermekle
beraber tılsım hemen her toplumda vardır. Eski Bâbil, Asur
ve Persler'de tılsım bir teknik olarak
uygulanmıştır. İslâm dışındaki bütün
bâtıl ve muharref dinlerin tören ve âyinlerinde her zaman tılsımdan
izler bulmak mümkündür. Birçok tarihçi ve sosyolog tılsımı,
bâtıl ve muharref dinlerin bir parçası gibi ele
almıştır. Tılsımla ilgili yazılı tarih
öncesi bilgiler noksan olmakla beraber, Yunan ve Mısır papirüslerindeki
bilgiler oldukça doyurucudur.

Türk toplumlarında tılsım ve
tılsıma benzer uygulamaların mazisi İslâm öncesine
kadar uzanır. İslâm'dan sonraki dönemlerde ise eski İran,
Mezopotamya ve Mısır kültürlerinin tesiriyle tılsım
az da olsa varlığını sürdürmüştür (Dinler
Tarihi Ansiklopedisi, İstanbul, 1976, III, 606). Cahiliye dönemi
Araplarında fal okları atmak, çeşitli anlamlara gelen
taşlar dikmek, yıldızlara bakarak mana çıkarmak,
birtakım kareler içinde harf veya rakamlar yazarak tılsım
yapmak oldukça yaygın bir uygulama idi.

Anadolu'da tılsım ve tılsıma benzer
uygulamalar, Hristiyanlık, eski putperest dinler ve komşu kültürlerin
tesiriyle âdetâ kurumlaşmış, büyücülük-le içiçe
yürümüştür.

Tılsımı dinden uzak tutmak ve onu din
ile karıştırmamaya özen göstermek gerekir. Tılsım
ile tılsımdan sonra ortaya çıkacak durum arasında
sebep sonuç münasebeti bulunmasına rağmen, her dinden
insanın tılsım ve tılsıma benzer uygulamalardan
medet ummaları cidden düşündürücüdür.

İslâm tılsım yapılmasını
da, tılsıma inanılmasını da yasaklamış,
medet umarak onu meslek edinmeyi şiddetle reddetmiştir.
Ayrıca İslâm, tılsımın mucize ve keramete
benzetilmemesine özen göstermiş, onu müşrik ve kâfirlere
özgü bir faaliyet olarak değerlendirmiştir. İslâm'a
göre tılsım, Allah'tan gelen bilgilere dayanmaz. Kur'an-ı
Kerîm, tılsım ve ona benzer faaliyetleri bâtıl ve
şeytan işi saymış (el-Âraf, 7/102), sâhir sözüyle
de büyü ve tılsım yapanları kastetmiştir (el-Âraf,
7/109, 113; et-Tûr, 52/15; el-Hicr, 99/14-15). Hz. Muhammed'e gelen
ilâhî vahye inanmayanlar ona sihirbaz, büyücü ve tılsımcı
iftirasında bulunmuş ve sözlerini de sihir saymışlardır
(el-Müddessir, 74/24).

Hz. Peygamber, yedi büyük günahtan birincisinin
Allah'a şirk koşmak olduğunu açıklamış,
ikincisi de "sihir ve tılsımla ilgilenmektir"
buyurmuştur.

Genellikle ilâhiyat ve sosyoloji ile ilgilenen
bilginlere göre tılsımın tesiri daha çok psikolojiktir.
Halk tılsımın etkisini görünce onu yapan kişiye
bağlanır ve âdeta onun müşterisi olur. Kendisine
tılsım yapılan kişi, bunun tesirinden kurtulmak için
Hz. Peygamber'in yaptığı gibi İhlâs, Felâk ve Nâs
sûrelerini üç kere okuyarak bütün "bedenine üflemelidir. Bu
hareketin üfürükçülükle bir ilgisinin bulunmadığını,
aksine Kur'an-ı Kerîm'den şifa ummaya
dayandığını belirtmekte fayda vardır.
Kur'an-ı Kerîm ve Hadis-i Şerif'ler, Allah'ın iradesi
dışında hiç kimsenin kimseye fayda veya zarar vermeyeceğini
defalarca vurgulamış, tılsım yapan kişide
olağanüstü bir güç bulunduğuna inanmayı kesinlikle
reddetmiştir (el-Mâide, 5/90; Tâhâ, 20/69).

Osman CİLACI


Konular