Şamil | Kategoriler | Konular

Kuba mescidi

KUBA MESCİDİ

Hz. Peygamber (s.a.s.)'in Hicret esnâsında binâ
ettiği ve içinde ashabıyla birlikte namaz
kıldığı, İslâm'da inşa edilmiş ilk
mescid. İslâm'ın yükseliş devri arefesinde ve tam
anlamıyla bir dönüm noktasında bina edildiği için
önemli hatıralar taşır.

Hicret yıllarında Kubâ küçük bir köyden
ibaretti. Başlangıçta Medine'ye uzaklığı
altı mil kadarken, Hicret'ten sonra yeni açılan
ulaşım yolları ile gelişme göstermiş, Medine'nin
de büyümesiyle aradaki mesâfe bugün kapanmıştır.

Mekke'den Medine'ye hicret eden ilk muhâcirler
Kubâ'ya vardıklarında orada Amr b.
Avfoğullarının hurma kurutma yerini tesviye ederek, namaz
kılmaya başladılar. İçlerinde Hz. Ömer (r.a.)'in de
bulunduğu bu ilk muhacirlere en güzel Kur'an okuyanları olan Ebû
Huzeyfe'nin azadlısı Sâlim imamlık yapıyordu
(İbn Sa'd, Tabakâtu'l-Kübrâ, Beyrut 1985, III, 87, IV, 311).

Hz. Peygamber, Kubâ'ya Rebîulevvel ayının
ortalarında bir pazartesi günü ulaştı. Orada, Amr b.
Avfoğullarının yurdunda onların himâyesinde bulunan
Külsüm b. Hidm'in evinde bir müddet misâfir oldu. Târihi kaynaklar
Rasûlüllah'ın burada kaç gün kaldığı konusunda
ihtilaf etmektedirler. Buhârî'nin Hicret'le ilgili bir rivâyetine
göre, on küsur gece kalmıştır (Buhârî, Menâkıb,
45). Bu, İbn Sa'd'ın on dört gün kaldığına dair
rivayetine uygundur (bk. İbn Sa'd, Tabakâtü'l Kübrâ, l, 235).

Hz. Peygamber (s.a.s), ilk muhacirlerin namaz kıldığı
Külsüm b. Hidm'in hurma harmanındaki sahayı genişleterek
Kubâ Mescidi'ni bina etti. Mescid kare şeklindeydi ve ebadları
66x66 zira idi (yaklaşık 32X32 m). Hz. Peygamber (s.a.s), Kubâlılardan
taş getirmelerini istemiş, onlardan birini alıp kıble
tarafına koyarak, Hz. Ebû Bekir ve Ömer (r.anhum)'in de aynı
şekilde sırayla taş koymalarını emir
buyurmuştu. Hz. Osman (r.a.)'ın Kubâ'da bulunduğu ve Allah
Rasûlü'nün onun da temele taş koymasını emrettiği
ve bunun hilâfetin sırası olduğu rivayeti ise
zayıftır. (Semhûdî, Vefâü'l-vefâ, Mısır 1326, I,
180).

Mescid'in yapımında en büyük gayreti Ammar
b. Yâsir göstermiştir. Bu bakımdan kendisi için "İslâm'da
ilk mescid bina edendir" denilmiştir (İbn Hişâm,
es-Siretün-Nebeviyye, II, 143). Abdullah b. Revâha da hem çalışıp,
hem şiir söylüyor, mü'minlerin yorgunluklarını
hafifletiyordu (Sahih-i Buharı Muhtasarı Tecrid-i Sarih
Tercemesi ve Şerhi, X, 106).

Amr b. Avfoğullarını kıskanan Ganem
b. Avflar Hz. Peygamber (s.a.s)'in Tebük seferi sırasında, Kubâ'da
bir mescid daha yaptılar. Ancak amaçları müslümanların
arasını açmak, cemaati bölmek ve Hz. Peygamber'e bir tuzak hazırlamaktı.
Liderleri olan Ebû Âmir er-Rahip, Bizans'tan yardım istemeye
gitmişti.

Tebük Seferi dönüşünde Zû Evan denilen
mevkide konaklayan Allah Rasûlünün yanına gelerek
yaptıkları mescidde namaz kılmaya davet ettiler. Hz.
Peygamber (s.a.s), dâvete icabet etmeye hazırlanırken Allah
tarafından uyarıldı ve bundan vazgeçti:

"Zarar vermek, (hakkı) tanımamak ve mü'minlerin
arasını açmak ve önceden Allah ve Rasûlü ile savaşmış
olan (adamın gelmesin)i gözetmek için bir mescid yapanlar da var.
"İyilikten başka bir niyetimiz yoktu " diye de yemin
edecekler. Halbuki Allah onların yalan söylediklerine şâhitlik
eder. Orada asla namaza durma. Tâ ilk günden takvâ üzerine kurulan
mescid, elbette içinde namaza durmana daha uygundur. Orada temizlenmeyi
seven erkekler vardır. Allah da temizlenenleri sever" (et-Tevbe,
9/107-108).

Ayette geçen "Takva Mescidi"nin hangisi olduğu
hususunda farklı rivayetler ve yorumlar vardır. Mehmed Vehbî
Efendi: "Esası takva üzerine bina kılınan mescidden
murad, Mescid-i Nebevî olma ihtimali var ise de âyetin evveli ve âhiri
Mescid-i Kubâ olmasına delalet eder" diyor (Konyalı Mehmet
Vehbi, Hulasatü'l-Beyan fi Tefsiri'l-Kur'ân, VII, 152). Âyette zikri
geçen "temizliği seven erkekler" ifadesi ile Kubâ halkı
kasdedilmiştir. Çünkü onlar su ile istincayı âdet haline
getirmişlerdi (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an
Dili, ilgili âyetin tefsiri). Ashâb-ı Kiram'dan Ebû Eyyûb
el-Ensârî ve Urve "Takva Mescidi"nin Kubâ Mescidi olduğu
görüsündedirler (İbn Sa'd, Tabakâtü'l kübra, I, 244). İbn
Kayyim el-Cevziyye birisinin takvâ temeli üzerine kurulmuş
olduğunu söylemenin diğerini nefyetmiyeceğini, her
ikisinin de takvâ temeli üzere kurulmuş olduğunu belirterek
ihtilâfı çözmektedir. (Zâdü'l-Meâd, Beyrut 1986 I, 395).

Kubâ Mescidi Hz. Peygamber (s.a.s)'in, düzenli olarak
Cumartesi günleri, zaman zaman da Pazartesi günleri ziyaret etmeyi âdet
haline getirdiği bir mesciddi. Oraya bazen binekli olarak bazen yaya
gider ve namaz kılardı. Bir hadîs-i şeriflerinde bunu müslümanlara
da tavsiye ederek şöyle buyururlar: "Kim güzel bir
şekilde abdest alır, sonra Kubâ Mescidine gelir ve orada namaz
kılarsa onun için umre sevabı vardır" (ibn Mâce,
ikâme, 198; Tirmîzi, Sâlat, 242).

Mescid-i Nebevî ve Medine'deki dokuz mescid gibi Kubâ
Mescidinde de eğitim ve öğretim devam etmekte idi. Hz.
Peygamber buraya her gelişlerinde buna nezâret ederdi (Muhammed
Hamidullah, İslâm Peygamberi, Trc. Salih Tuğ, İstanbul
1980, II, 893; İbn Abdilber'den).

Hz. Ömer (r.a.) halifeliğinde pazartesi ve
perşembe günleri burayı ziyaret eder, Kubâ çok uzak bir yerde
olsaydı devesini oraya ulaşmak için yine süreceğini ifade
ederdi (İbn Sa'd, I, 245).

Ashâb-ı Kiramdan Sa'd el-Kurazi buranın müezzinliğini
yapmaktaydı.

Bilâl-i Habeşî'nin Hz. Peygamber'in vefatı
üzerine üzüntüsünden Mescidi Nebevî'nin müezzinliğini
bırakması üzerine Sa'd orada görev yapmaya başladı.

Kubâ Mescidi Hz. Osman ve Ömer b. Abdülaziz tarafından
genişletildi. Daha sonra bir çok defa tamirat görüp yenilendi.
1245 (1829) yılında Sultan II. Mahmud tarafından imar
edilen tek minareli ve düz tavanlı Mescid, Suudî Arabistan
hükümeti tarafından yıkılıp kubbeli ve çifte
minareli olarak büyütülerek yenilenmiştir.

Nebi BOZKURT


Konular