Şamil | Kategoriler | Konular

Hasta namazı

HASTA NAMAZI

Sıhhatini kaybeden bir müslümanın
namazın tüm şartlarını yerine getirme imkânı
olmadığı durumlarda yüce Allah bazı kolaylıklar
göstermiş ve namazı "imkânı elverdiği"
şekilde kılmasına izin vermiştir. Hasta müslümanın
tüm rükünlerini yerine getirmeyerek kıldığı bu
namaza hasta namazı adı verilir.

İslâm'daki ibâdetlerin amacı insanı
zora koşmak olmadığı için ibâdetler katı
şekilci kurallarla çevrili değildir. En önemli ibâdet olan
namaz, günde beş defa müslümanlara farz kılınmıştır;
ancak namazın amacı Allah'ı sürekli olarak hatırlamak,
günde beş kez O'nun huzuruna çıkıp iki namaz
arasında yaptıklarının muhâsebesini yapma fırsatını
ona vermektir. Bu şekilde günde beş kez Allah'ın huzuruna
çıkan bir müslüman kötülük duygusunu kalbinden atıp onun
yerine Allah korkusu ve sevgisini yerleştirir. Namazın
amacı bu olunca, yani insanları kendi rızalarıyla
Allah'ın gözetimine sokmak olunca sıhhatli ya da sıhhatsiz
olması bunu yapmaya, yani Allah'ın huzurunda boyun eğmeye
engel değildir. O halde hasta olan bir müslüman bu görevini
gücünün yettiği şekilde yerine getirir. Bunun bazı
kuralları vardır: Namazda; farzlar, sünnetler, müstehablar
vardır.

"Sıhhatli müslüman tüm bunları
dosdoğru yerine getirerek namaz kılar. Allah, "namazı
dosdoğru kılın" emrini şekil açısından,
sadece sıhhatli olanlara farz kılmıştır. Hasta
olanlar ise görünen şekil yönünün dışında kalben,
ruhen ve tüm düşüncesiyle "dosdoğru kılmak"
zorundadır. Ona gösterilen kolaylık yapacağı
hareketler yönündendir.

Hastalığı eğer ayakta duramayacak
kadar şiddetliyse ve ayakta durması hastalığı
arttıracaksa oturarak; oturarak kılınamayacaksa,
yattığı yerde; hareket edemeyecek durumdaysa baş ile
başını dahi oynatamıyorsa göz hareketiyle, bu da
olmuyorsa düşünceyi yoğunlaştırarak namaz
kılınır. Ama hiçbir zaman terkedilmez.

Temel ölçü yapılabileceğinin en son
şeklini yapmaktır. Örneğin bir yere yaslanarak
kılabilecekken yatarak kılmak nefsin kontrolüne girmenin
göstergesidir ki bu yanlıştır.

Namazın diğer bir farzı olan
okuyuşlarda da durum böyledir, dili ile okuyamıyor, dilini
kullanamıyorsa kalbinden okur.

Diğer bir kolaylık
okuyuşlarını kısaltabilir ve eksiltebilir. Örneğin
uzun süre rükû ve secdede kalması rahatsızlık veriyorsa,
ta'dili erkan üzere kılınan namazda en az üç kez okunan

"Sübhane rabbiyel azim" ve "sübhane
rabbiyel a'lâ" cümlelerini birer kez söyler. Örneğin son
oturuşlardaki

"Allahûmmâ salli ve barik" dualarını
okumadan selâm verebilir. Mümkün olanı en iyi şekilde yapmak,
gücünün yettiği kadarını yapmak, terketmemek
esastır. Çünkü insanın açığa vurduğunu da
kalplerde gizli olanını da bilen Allah,
hastalığın şiddetini hastadan daha iyi bilir. Ufak
hastalıkları bahane edip namazları hafifletmek ve kolaya kaçmak
ancak imanı zayıf olanların yapacağı bir
tercihtir. İmanda samimi olanların yapacağı, gücünün
tamamını kullanarak namazı hâlis bir kalp ile kılmaktır.

Namaz öncesinde farz olan "maddî ve manevî
pisliklerden temizlenmek" hasta için de farzdır. Gusül abdesti
ve namaz abdesti alması o an hastalığına zarar
verecekse teyemmüm alarak namazını kılar. Yatalak bir
hastanın istenmeyen durumlar sonucunda yatağında maddî
pislikler varsa ve yatağının değiştirilme imkânı
yoksa görünen yüzeysel pislikler temizlenerek namazını
kılabilir. Elbise için de durum aynıdır.

Hastalık durumunda şartları tam olarak
yerine getirilmeden kılınan namazlar hastalıktan
kurtulduktan sonra tekrar kılınmaz. Hasta, daha önceden kazaya
kalan namazlarını da kılabildiği şekilde
kılar. Abdesti bozan durumlardan herhangi biri sürekli olsa; örneğin
sürekli kanama durumu devam ettiği halde namaz
kılınır. Ancak bir sonraki namaz için yeniden abdest alınır,
Özürlü halde kılınan bir namazın vakti çıkmadan
özür hali sona erse kılınan namaz tekrar edilir. Özür, bir
namaz vaktinin tamamında sürerse geçerlidir. Özür nedeniyle
elbiseye bulaşan pislikler de bu hal devam ettiği sürece namaza
engel değildir. Ancak imkânı varsa Allah'ın huzuruna en güzel
"zinetlerini (elbiselerini) giyip durmak daha güzeldir.

Fedakar KIZMAZ


Konular