Şamil | Kategoriler | Konular

Maraz-ı mevt

MARAZ-I MEVT

İnsanın ölümüne sebep olan hastalık.
Böyle bir hastalık insanı zayıflatır, ona ölüm
korkusu verir ve ölümüne sebep olur. Maraz-ı mevte tutulan bir
insanın hastalığıyla ölümü arasında
sıhhat halinin olmaması lâzımdır. Eğer hasta
sıhhata kavuşursa, hastalığı maraz-ı mevt
olmaktan çıkar. Maraz-ı mevt'te olan kimsenin kendine ait
bazı hukukî durumları vardır.

Hasta, kendisinde sürekli olarak ölüm korkusunu
hissetmelidir. Bu hastalığın kabre götüreceği
kanaati kendisinde hakim olmalıdır. Maraz-ı mevt halinde
bulunan bir hastanın bir yıl içinde vefat etmesi lâzımdır.
Böyle bir hastalığa mübtela olan erkekler dış
işlerini, kadınlar iç işlerini yürütmekten aciz olmalıdırlar
(Mecelle).

Böyle bir hastalığa tutulan, maraz-ı
mevt halinde bulunan kimsenin hastalığını yatakta geçirmesiyle,
ayakta geçirmesi arasında fark yoktur.

Bu şartlara göre; yerinden kalkmakta güçlük
çeken, oturarak namaz kılması mazur görülen zayıf
hastanın hastalığı maraz-ı mevttir.
Hastalığın artması ve eksilmesi arasında bir fark
yoktur. Böyle bir hasta bir yıl içinde vefat ederse maraz-ı
mevt sayılır. Ölüm korkusu galib bir halde bulunan kimse
maraz-ı mevt durumundadır. Denizin şiddetli dalgaları
arasında kalan, savaş halinde kendisini düşmanların
ortasında bulunan bir kimse maraz-ı mevt kabul edilir.

Hanbelilere göre; kısas için ölüme
sevkedilenler, öldürülmesi âdet haline gelen esir ve mahpuslar, tauna
tutulan hastalar, şiddetli deniz dalgaları arasında
kalanlar, birbirine müsâvî iki topluluktan savaşa tutuşan
kimseler maraz-ı mevt durumundadırlar.

Maraz-ı mevt halinde bulunan bir kimse
malının tamamını vakf ve hibe edebilir. Bu durum mirasçısının
olmaması halindedir. Eğer mirasçı varsa, malının
ancak üçte birini vakf ve hibe edebilir.

Maraz-ı mevte mübtela olan insanın, kendi
varislerinden birisine malını satabilmesi için, diğer
varislerin buna rıza göstermesi gerekir.

Maraz-ı mevt halinde bulunan bir insanın nikâhı
ve ikrar edilen mehri muteberdir. Maraz-ı mevt halindeki
boşamalar da muteberdir. Maraz-ı mevt halindeki bir insan bir
şeyinin olmadığını ikrar etse, ölümünden sonra
başka bir insanda malının bulunduğu
anlaşılsa mirasçılar bu mala sahip olmak için dava
açabilirler.

Maraz-ı mevt halinde bulunan bir insan mirasçısı
olmaması halinde malının tamamını başka
birine hibe edebilir. Maraz-ı mevt halindeki bir kadının
ikrar yoluyla bütün malını kocasına, kocanın da bütün
malını karısına vermesi halinde Beytü'l-mal bu malda
hiçbir hak iddia edemez. Mal kime verilmişse malın sahibi odur.
Sıhhat halinde, malının hepsini bir yabancıya satan ve
parasını alan kimse bu durumu maraz-ı mevt halinde ikrar
etse ve açıklasa satış muteber olur.

Cemil ÇİFTÇİ


Konular