Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
www.ihya.org 4. yilinda
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :

Abıd

ÂBİD

İbâdete düşkün, çok ibâdet eden kimse. Çoğulu ubbâd, âbidîn ve âbidûn'dir.

Kur'ân'da tekil ve çoğul hâliyle, toplam oniki yerde geçer. Bir âyet-i kerime şöyledir: "Ey Muhammed, Allah'a tevbe eden, ibâdete düşkün (âbidleri), ona hamdeden, onun, yolunda (dinini yaymak için seyahat eden)... Müminleri müjdele!" (et-Tevbe,9/112). Âbid kelimesi hadis-i şeriflerde de "ibâdete düşkün" anlamını ifâde eder. Ancak hadislerde ilimsiz ibâdet düşkünlüğü ile ahlâkî olgunluğa ulaşmamış bir âbidliğin değerinin olmadığı anlatılır: "Âlim kişinin, (âlim olmayan) âbid üzerine üstünlüğü, ayın yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Ya da benim, sahâbilerimden en aşağı seviyede bulunana üstünlüğüm gibidir." (Ebû Dâvud, İlim, I; Tirmizî, İlim, 19; İbn Mâce, Mukaddime, 39; İbn Hanbel, V, 196) "Cömerd fakat câhil olan kişi, âbid fakat cimri olan kimseye nazaran Allah nezdinde daha makbûldur. " (Tirmizi, Birr, 40).

Hz. Peygamber ve hulefâ-i râşidin* devrinden sonra İslâm devletinin sınırlarının genişleyerek müslümanların büyük bir servete sahip olması, devlet idarecileriyle halkın zenginlerinden bir kısmının dünya malına fazlaca rağbet etmeleri, samimi müslümanların tepkisini doğurdu. Hz. Peygamber ve ashâbının sade ve gösterişsiz, yaşantısına özlem duyan bazı insanlar, dünyaya değer vermeden, halkın arasından uzaklaşarak kendilerini Hakk'a ibâdete verdiler. Halkın büyük bir bölümünün lüks ve refah peşinde koştuğu bir dönemde böyle bir hayatı tercih ederek kendilerini ibâdete verenlere bir ayrıcalık olmak üzere "âbid", "zâhid" * ve "nâsik" gibi adlar verildi. İlk Âbidler diyebileceğimiz bu kişilerin çoğu, ilim ve amelle meşgul kimselerdi. Şu kadar var ki, âbid kelimesi tasavvuf literatüründe pek kullanılmamış ve tasavvuf lügatlerine girmemiştir. Tasavvufta âbid yerine daha çok ârif ve âşık terimleri benimsenmiştir. İlk mutasavvıflardan Bâyezid-i Bistâmî "Abîd hâl ile ibâdet eden, vâsıl-ârif ise içinde bulunduğu hâl ibâdet olan kimsedir" der. (Sülemî, Tabakâtu's-Sûfiyye, Kahire 1986, s. 69). İbnu'l-Cellâ, "Zâhid; övme ve yerme, nazarında eşit olana, âbid; farzları ilk vaktinde kılana, muvahhid; her şeyi Allah'tan bilene denir" diyerek âbid, zâhid ve muvahhid arasındaki nüansı ifâde etmektedir.

M. Kâmil YILMAZ


Son takip: 28.04.2017 - 11:48
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:


· Kur'an-ı kerim · Büyük melekler · Sebilullah · ıstıhlaf · Gayb, gayb alemı · Tedvin · Borç · ıhraz · Mazmaza · Yalan yemin · ınsırah suresı · Muska · Secere · At sütü · Hıyaru's-sart · Maraz-ı mevt · Zann-ı galib · Maazallah · ıdrar · Ma-i mukayyed · çocuk · Murafık · Zalim · ınzar · Necm suresi · Huruf-u mukattaa · Saban · Kaza · Kapı çalmak · ıskence · Mahkeme · Tahammülü'l-hadis · Batıl · Hakku'l-ıntıfa · Maşaallah · Putperestlik · Sehid · Usul ve füru · Hacc-ı ıfrad · Rıfailik · Peçe · Sarhoşluk · Papa · Cemaat namazı · Alu ıbrahım · Yankesicilik · ıhlas · Edılle-ı erbaa · Sabur · Usulü'l-hadis · Minare
· Dıgergamlık (ısâr) · Riba (fâiz) · Vahdet-i  şuhud · Yed-i  beyza · Mihrican (mihrigân) · Sabah namazı · Ad kavmı · Tahliye · Cılbab · Dalalet · Fasıt · Medh, medıh · Mahrem · Cenaze · Nemrut · Kaylule · Taassub · Ad koymak · Fııli sünnet · Adab · Adem · Agaç · Hakku'l-yakin · Ezan · Kelimullah · Alu ımran · Propaganda · Avarız · Rekabet · Yas tutma · Tefsir · Seyr-ü süluk · Sirket · Halvetıyye · Tevazu · Tesbih · Rezzak · Yardımlaşma · Batın · Arıyet
· Ashabı Kiram · Beldeler · Esmaül Husna · Fıkhi mevzular · Kavimler · Kuran Sureleri · Mekanlar · Peygamberler · Savaşlar · İnançlar · Şahıslar

Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber